people

Ben bir "obua" yım Gülhane parkında.

Her uyuyuş yeni bir uyanışa mecburmuş hayatta. En kötüyü hayal etmek olası kötü sonuca hazırlanış veya olacak güzel bir sonuca daha çok sevinebilmek arzusu aslında. Hayat: umut, amaçlar, çabalar ve istemsiz kasların çalışma bütünü, devam için tek şart nefes almak işte. İhtiyaçlar, arzular, hayaller herşey aslında mecburiyetlerin birer yansıması, hayat bazen ne kadar acınası bir tabir aslında yanlışmıyım?

Mecburiyetlerin malzemesi, arzuların baharatı olduğu, hayallerin ise hafif salçası olduğu çiğnerken tatlıda hani yutarken oldukça eşki olan adını sıkça duyduğumuz, 3. sınıf bir lokanta yemeği gibidir hayat. Ekşisi de tatlısı kadar vazgeçilmezdir. Güzel ritimlerin üzerine kaderle eklenmiş çeşitli enstrümanların oluştırduğu harika bir orkestradır ama beğenmedim gidiyorum diyebilme hakkını bilet alırken kaybettiğimiz ihtişamlı bir gösteriden ibarettir. Bazen herhangi bir enstrümanın sesi fazla çıkıp kulak çınlatsa hatta kalıcı kulak hasarlarına sebep olsa dahi durum budur işte.

Ne gereği vardı bu yazının bende bilmiyorum açıkçası. Zira kulağım çınlamıyor şu sıra ama duyabiliyormuyum hala ondan da emin değilim işte. Hergün farklı tabakta yesekte yemek aynı olunca sindirimde değişmiyor işte.

0 yorum:

Yorum Gönder